Ertuğrul Emin Akgün Hepimizden Korkuyorum


Ertuğrul Emin Akgün’ün Hepimizden Korkuyorum öykü kitabının arka kapağında Aykut Ertuğrul:
"Metrobüslerden, “Dövüş Kulübü”nden, filmlerden, oyunlardan, teneffüslerden, düşlerden, yirmilik dişlerden, minibüslerden, edebi bilmecelerden kopup gelen bu yeni dile hazır mısınız? Yani gerçekten hazır mısınız? Gerçekten mi?"

Diye özellikle vurgulamasını kitabı okuduktan sonra anlıyor insan. Aslında bu dili kitabında adı geçen ve sizin de bizim de tanıdığımız Arda Arel’den biliyoruz. Bilmek denilmese de tatmışlığımız var. Öyle ki  Arel ve Akgün arkadaşlığının ortak dili gibi görünüyor. Ama kendilerine yeni arkadaşlar arıyor olmalılar ki öykülerinde her ikisi de okuyucu ile yakın temas kuruyorlar.

Ertuğrul Emin Akgün, Hepimizden Korkuyorum öykü kitabında postmodern öyküleriyle bir tarafın yazarı olmadığını hissettiriyor. Bu da benim, yazarın öykülerine daha dikkat kesilmeme neden oluyor.

Kitabın sevdiğim öyküsü Ebedi Bilmece’de Filibeli Ahmet Hilmi'nin Amak-ı Hayal’inden alıntılarıyla on ikiden vuruyor okuyucuyu/bizi. Arda Arel deyişiyle, ateşliyor!
Çay Umutlarının Meksikalısı öyküsünde “Karşımda sarışın bir kız varken kalan üç lirayı düşünmek akıl alır bir şey mi?” diye sorgulaması, bu toplumun genç / orta / yaşlı erkeklerine güzel bir gönderme diye düşünüyorum.

Öykülerinde bahsettiği Marla’yı da Burçak’ı da merak ediyoruz. Oysa tanıdık kızlar ama yine de şimdi ne olacak acaba diye de bekliyoruz. Ve kazanan, öykünün erkek kahramanı oluyor. Biraz torpil mi var ne?

Akgün’ün kitabında eleştirebileceğim iki şey var. Öykülerinde bundan sonra sigara ismi vermeden / Kemıl Soft demeden de devam edebilir. “Bir sigara yaktım.” dediğinde, hepimiz sigaranın “Kemıl Soft” olduğunu zihnimize kazımış durumundayız ki bu kadar da sigara yakılır mı?  Tabi sigara kullanmayan biri olarak bana itici gelmiş de olabilir. Siz hala sigara kullananlardan mısınız?

Diğer bir eleştirim ise, öykülerinde  girişi yapıp yapamadığını, şöyle başladım/başlıyorum/başlayabildim mi sorgulaması beni bir yerden sonra sıktı. Ama belki de bu girişler sizin heyecanınızı arttırır.

Son Anahtar ya da Silahşor öyküsünde okuyucuya “Sence ben hala toy bir öykücü müyüm?” diye soruyor. Haddim değil ama benim de gördüğüm toyluktan çok biraz korkak bir öykücü var karşımızda. Derin ve korkak bir öykücü. Belki de Aykut Ertuğrul’un dediği gibi : “ O bizden korkuyor. Hepimizden. Ve korku-nç- gözlükleriyle bize bakıyor. Görüyor. Biz de ondan korkmalıyız.”


Not: Dedalus yayınlarından çıkan kitapları daha çok okuyacağız gibi geliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel