Andrey Zvyagintsev Elena



Karımın üçüncü çocuğumuza hamile olduğunu öğrenmiştim. Bir baba buna çok sevinebilirdi. Ben de sevinmek isterdim ama iki yıldır işsizdim. Büyük oğlumun üniversite, iki yaşındaki oğlumun mama ve bez masrafları eşimin aldığı maaşa yetişmiyordu bile. Annem Elena’nın bize yardımı olmasa zor geçiniyorduk.

Adım Sergey ve ben de bunca işsizliğe rağmen bir türlü üstümdeki ağırlığı atıp yeni bir iş aramaya çıkamıyordum. Ne yalan söyleyeyim çalışmak da istemiyordum. Bunun nedeni biraz da annemdi. Çocukluğumdan beri annemin beni bu kadar korunaklı yetiştirmesi beni hazıra konmaya alıştırmıştı. Bazen utanıyordum ama bu kısa sürede aklımdan uçup gidiyordu. Ne eşimin eve para getirmesi, ne de çocuklarıma daha iyi bir hayat sunamamak beni rahatsız etmiyordu. Çünkü ben böyle biriydim. Çünkü çalıştığım fabrikada tartıştığım vardiya şefini öldürebilirdim. Emir altında çalışmak beni boğuyordu. Daha önce de çalıştığım iş yerlerinde çıkan tartışmalardan dolayı işten atılmıştım. Rahmetli babam anneme sürekli kızardı:
“Bu çocuğu çok şımartıyorsun, bu kadar yüz verme, bırak erkek gibi yetişsin biraz!” 
Tek çocuk olmanın yanı sıra bir de erkek çocuğu olmam iyice iplerin elime verilmesi demekti. Böylece krallığım babam ölene dek sürdü.

Babam öldüğünde liseden daha mezun olmamıştım ve aslında olamayacaktım da. Annemin tüm çabalarına rağmen okula devam etmedim. Babamın baskıları da artık olmayınca kendi keyfimce yaşıyor, annemi de dinlemiyordum. Geceleri dışarı çıkıyor, arkadaşlarımla sokaklarda zaman geçiriyordum. Gittiğimiz bir konserde tanıştığım Tatyana, çocuklarımın annesi olacaktı. O zaman bir işe girmem gerektiğini anlamıştım. Eşim hamile kalmasaydı evlenmezdim ama annem yine bu konuda ısrarcı olmuştu. Kızı çocukla birlikte sokakta bırakırsam beni evlatlıktan reddetmekle tehdit etmişti. Beni ikna etmenin yolunu biliyordu. Aileme bakmam için de yardım edeceğini söylemişti. Zaten bundan dolayı çok zengin bir adam olan Vladimir’in bakıcılığını üstlenmişti. O adamın evinde kalıyor, yaşlı hasta adamın hem kendisine hem de evle ilgili tüm işlere bakıyordu.


Yaşlı adamın anneme aşık olduğunu öğrendiğimde artık yine eski krallığımın hayalini kurmaya başlamıştım. Zaten kısa bir süre sonra da annem o adamla evlenmişti. Adamın anneme yüklü bir aylık bağlaması iyi bir bakıcı olmasından ziyade onu bırakıp gitmemesi içindi. Belli ki annemle evlenerek iyice kendine bağlamak istiyordu. Öyle de oldu. Annem, önceleri bizim için yaptığı bu fedakarlığın sonrasında o da adama aşık olmuştu. Adamı çok seviyordu ki ona yaptığı hizmetle yaşlı adam iyileşmişti. Bu duruma doktorlar bile çok şaşırmıştı. Bu durumdan hoşnut olmayan tek kişi ben değildim. Adamın daha önceki karısından olan kızı da babasının annemle evlenmesinden hoşnut değildi. Babasını da sevmiyordu ki annemi de hiç sevmiyordu.

Her şey yolunda gidiyordu annem açısından. Bize de yardım etmeye devam ediyordu ama ben yine daha fazlasını istiyordum. Büyük oğlumun üniversite için gerekli parayı bulamamamız beni geriyordu. Eğer üniversiteye gidemezse askere gidecekti. Bu dönemde de oğlumu askere göndermek istemiyordum. Yani bizim yine paraya, daha çok paraya ihtiyacımız vardı. Tam da bu anda hain bir planla rüyalarımdaki hayale kavuşacaktım. Yaşlı ve zengin adam, annemin ilaçları aşırı dozla vermesiyle kalp krizinden ölecekti.


Bu hikaye Elena filminin hikayesinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Filmin hikayesini çok az oynamalarla değiştirip yazdım.


Dönüş (Vozvrashcheniye) ilk filmiyle kendisini tanıdığım Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in 2010 yapımı filmidir, Elena. Elena'nın prömiyeri 2011 Cannes Film Festivali'nde, Un Certain Regard bölümünde gösterilerek yapıldı.[3] Film festivalde Jüri Özel Ödülü kazandı. Filmde anne rolüyle izlediğimiz Nadezhda Markina oyunculuğuyla çok iyi performans gösteriyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

AYFER TUNÇ SUZAN DEFTER