Patrick Süskind Güvercin

Kitap okumaya sadece "boş zamanlarında" değil hayatının bir çok anında zaman ayıran, hayatın akışı içinde nefes almak için kitaplara başvuran biri olarak bu grubu kurdum. Kocaeli şehri olarak sınırlamak diye bir şey yok ama bu şehirde yaşayan ve kitap okumaktan keyif alan, paylaşmak ve sohbet etmek isteyen insanların da tanışmasını sağlamak amacıyla da etkinlikler düzenlemek istiyorum. İlk buluşmamızda sadece iki kişi olarak katılım yapmış, kitaplardan, edebiyattan, sinemadan ve dolayısıyla hayattan konuştuk. Bu sefer 2. buluşmayı daha sessiz bir şekilde yaptık ve Merve Sarioglu ile onun okuduğu ve tanıtmak istediği bir kitap üzerine buluştuk. Birazdan o buluşmadan ortaya çıkan söyleşiyi ve alıntıları sizlerle paylaşacağım. Belki bundan sonra bu tarz buluşmaya katılım artar ve kitap okuma etkinlikleri düzenleriz. Kitaplarla görüşmek üzere :)
Merve Sarioglu ile buluşmamızda hem Patrick Suskind'in Güvercin adlı kitabından hem de okurun kitapla olan bağından konuştuk. Küçük bir de röportaj yaptık. -İlk okuduğunuz kitap hangisiydi, kaç yaşındaydınız ve neler hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? *İlk okuduğum kitap Jane Eyre idi ve okuduğumda 10 yaşındaydım. Kitaptan o kadar çok etkilenmiştim ki okumak bana büyülü bir his, yeni bir dünya gibi gelmişti o anda. Ve tek istediğim de daha çok okumaktı. Ben de okudum. -Daha çok hangi tür eserleri okumayı seviyorsunuz? *Aslında çok fazla seçmiyorum ama baktığımda sanırım İspanyol Edebiyatı, Yeraltı Edebiyatı ve Fantastik Edebiyat üzerine yoğunlaştığımı görüyorum. -Sevdiğiniz yazarlardan bir kaçını bizimle paylaşır mısınız? *Gabriel Garcia Marquez, Paulo Coelho ve Haruki Murakami. Yerli yazarlardan da Murat Menteş, Alper Canıgüz ve Hakan Günday’ı seviyorum. -Kitap okuma yaparken ortam sizin için önemli midir? Hangi ortamlarda daha rahat okuma yapıyorsunuz? *En rahat kitap okuduğum yer odam aslında. Odamdayken yüzde yüz konsantrasyon ile okuyorum. Ama odamda değilken de okumakta zorluk çekmem. Otobüs, iş yeri, kafe fark etmez. Her yerde okurum. -Bu kitabı okumadan önce ön bilginiz var mıydı? *Yazar hakkında bilgim vardı elbette. Patrick Suskind koskoca Das Parfum’u yazmış bir yazar. Ama itiraf ediyorum, Güvercin’e başlarken konusu hakkında bir bilgim yoktu. -Kitaptan beğendiğiniz bir cümleyi paylaşmanızı istesek bu ne olurdu? *“Kendini en az yirmi yıl yaşlanmış, yirmi santimetre küçülmüş, dışarıdan güneş sıcaklığının, içeriden öfke sıcaklığının saatlerce çarpmasıyla eriyip dağılmış ya da ezile ezile dağılmış gibi hissediyordu, evet, daha çok ufalanmış gibi geliyordu kendi kendine çünkü artık terin ıslaklığını bile duymaz olmuştu, taştan bir sfenksin beş bin yıl sonraki hali gibi ufalamış, iklim koşullarıyla parçalanmış, sıcaktan korlaşıp kül olmuş, dağılmış; uzun sürmezdi artık, bütünüyle kurur, yanar, büzüşür, bir avuç kırıntıya, toza ya da küle dönüşür, bu yerde, şimdi güçlükleri ayaklarının üstünde durabildiği bu köşede ufacık bir pislik yığını olarak kalırdı, sonunda bir rüzgar üfürüp dağıtana ya da bir temizlikç kadın gelip süpürene ya da yağmur yıkayıp götürene kadar.” -Kitap okuma listenizi neye göre oluşturuyorsunuz? *Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1000 Kitap ve Nobel Ödüllü Yazarlar listelerine göre oluşturmaya çalışıyorum. -Okunacaklar listenizde hangi kitaplar var? *Şu an için Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451, Siddhartha, Sineklerin Tanrısı, Swastika Geceleri ve Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği var. -Kocaeli Kitap Okuyor grubuna ne söylemek istersiniz? *Herkes kitap okusun ama yalnızca okumakla kalmasın. Bize katılsın ve okuduklarını bizimle paylaşsın.
Merve Sarioglu'nun kitap hakkında bizler için paylaştığı notları... GÜVERCİN – PATRICK SUSKIND Kitap Patrick Suskind’e ait olan uzun bir öykü. Hayatı boyunca tekdüze, sakin yaşamayı amaç edinmiş bir adamın hikayesi Güvercin. Yahudi oldukları için ailesi kampa gönderilen, amcasının yanında büyüyen Jonathan adındaki ana karakterimizin hayattan tek istediği şey sakin, yalnız, insanlardan uzak bir hayat. 50 yaşına kadar da aynı istediği şekilde, tek odalı bir dairede, hiçbir komşusu ile iletişime geçmeden, kelimenin tam anlamıyla yalnız bir şekilde yaşamakta. Kurduğu rutine ve düzene saplantı derecesinde bağlı olan adam bir sabah kapısının önünde bir güvercinin durduğunu görüyor ve güvercinin varlığı günlük rutinini tehlikeye sokuyor. Çünkü bağlı olduğu rutinin dışında bir varlık dahil oluyor düzenine ve bu durum adamın hiç hoşuna gitmiyor, psikolojisini ciddi anlamda etkiliyor. İçinde bulunduğu, kendine kurduğu tek kişilik bu dünyayı sarsıyor güvercinin varlığı. Günlük rutininde dengesizlikler başlıyor ve sabahın erken saatinde başlayan bu rutindeki tek bir değişiklik, zincirleme bir reaksiyon gösterir gibi tüm rutini değiştiriyor, bu da adamı çıldırtıyor. Kitap çok ince. 76 sayfalık bir uzun öykü… Ama inceliğiyle ters orantılı bir şekilde zor okunuyor. Tabii bu sıkıcı olduğu anlamına gelmiyor. Yalnızca dili biraz yoğun ve baskın ve bu da kitabın ağır ilerlemesine sebep oluyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi