Fahrenheit 451 Ray Bradbury

Don Congdon’a minnettarlıkla Fahrenheit 451 Kitapları ne kadar çok sevdiğimden bahsetmeme gerek yok. Kitap sevenler beni anlayacaktır. Bir de yazarları seven okurlar vardır. Üstelik sadece bir kitabını okumuş olsa bile. Bir kitapla yazarı tanımak mümkün müdür? Tartışılabilir. Ancak yazarın kitabına minnettarlıkla başlaması beni hep etkilemiştir. Bu yüzden de okuduğum minnettarlık kitapları her zaman daha özeldir. Şimdi kitaptan alıntıladıklarımla devam edelim; … Clarisse buna güldü. “İyi geceler”, diyerek yürümeye başladı. Sonra bir şey hatırlayarak geri gelip merak ve şaşkınlıkla Montag’a baktı. “Mutlu musun?” diye sordu…(syf 31) Bu soruyu birine sormak ne kadar zor aslında dimi? Kaç kişiye mutlu musun diye sordunuz? İnsanlar birbirlerine genelde hangi markaları sevdiklerini, hangi sanatçıyı sevdiklerini sorar oldular… Ama kimse de sormaz/soramaz belki de cesaret edemez “Sen mutlu musun?” diye sormaya. Sahi siz mutlu musunuz? … “Ah, onlar benim eksikliğimi hissetmezler,” dedi Clarisse. “Ben anti-sosyalim, öyle diyorlar. Onların arasına karışmıyorum. Çok garip. Ben aslında çok sosyal biriyim. Bu tümüyle, sosyalle ne kastettiğinize bağlıdır, değil mi? Bana göre sosyal demek, bu gibi şeyler hakkında konuşmak demektir. Ya da dünyanın ne kadar tuhaf olduğundan söz etmektir. İnsanlarla birlikte olmak güzel. Fakat bir grup insanı bir araya getirerek, sonra da benim gibi konuşmama izin vermemek sosyallik değildir bence. Ya sence? Bir saat televizyon dersi, bir saat basketbol veya beyzbol ya da koşu, diğer bir saat çalgı uyarlama tarihi dersi veya resim ve yine spor, fakat biliyor musun biz asla soru sormayız veya çoğunluğumuz yapamaz ; onlar cevapları sana boca ederler, bing, bang, bing ve biz dört saat daha orada oturup film-öğretmeni seyrederiz. Bu benim için hiç de sosyal değil… Hiç arkadaşım yok. Bunun da benim anormal olduğumu kanıtladığı varsayılıyor. Fakat tanıdığım herkes bağırıyor vahşiler gibi, dans ediyor, ya da birbirini dövüyor. Dikkat ettin mi, bugünlerde insanlar birbirlerini nasıl incitiyorlar?” … “İnsanlar hiçbir şey konuşmuyorlar.” “Hayır, konuşmaları gerek!” “Hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. Çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. Hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor. Çoğu zaman kafelerde, şaka makinalarıyla oynarlar ve çoğunlukla aynı şakalardır, ya da müzikli duvarın ışıkları yanar ve tüm renkli şekiller aşağı yukarı iner çıkar, fakat sadece renkler, soyut hepsi. Müzelerde hiç bulundun mu? Hepsi soyut. İşte, şimdi olanlar bunlar. Amcam bir zamanlar farklı olduğunu söylüyor. Eski zamanlarda bazen resimler bir şeyler söylermiş, hatta insanları bile gösterirmiş.” (syf 60) Sahi insanlar nerede? Diye soramadan edemiyorum ben de. Şimdilik bu kadar yeter. Sonra devam edeceğim. Fahrenheit 451 Ray Bradbury İthaki Yayınları

Yorumlar

Ali Bila dedi ki…
kitabı henüz okumadım.. ama yorumunuz için minnettarım
Engin Firol dedi ki…
Ali Bey mutlaka okumalısınız, bence elinizdeki kitabı bırakın bu romanı okuyun :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel

To Kill a Mockingbird / Bülbülü Öldürmek

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi