Federico García Lorca İle Little Ashes




Little Ashes filmiyle dikkatimi çeken Federico García Lorca'yı neden çok beğendiğimi anladım. İspanyol'muş:)
1898 doğumlu şair, oyun yazarı, ressam ve piyanist olarak bilinen Lorca, Dali'ye olan bağlılığı dolayısıyla sevgiye olan inancı beni çok etkiledi.
Filmi ziledikten sonra kimmiş bu Lorca diye biraz bakınınca hayran kalmamak mümkün değil. İspanyollar için en ünlü şairlerindemiş. Çok beğendiğim iki şiirini sizinle paylaşacağım.

Korkuyorum Yitirmekten
Korkuyorum yitirmekten
o eşsiz;
yontu gözlerini senin
ve gece;
yüzüme koyan ezgiyi,
kimsesiz gülünü ah soluğunun,öylece.

Yanarım bu kıyıda dalsız nesiz
bir kütük olmama; yanarım nice
çiçeksiz olmama,kilsiz,meyvesiz;
keder kurdu beslenmeye gelince.

Sen eğer bir gizli gömüysen bende;
çarmıhsan,kederimsen ıpıslak,
bir köpeksem eğer senin ülkende;
kazancımı benden almamaya bak,
süsle ırmağınn suyunu sen de
bu deliren güzümde yaprak yaprak.


Umarsız Aşka Gazel
Gelmek istemiyor gece
Ne sen gelebiliyorsun o yüzden
Ne de ben gidebiliyorum.
Ama ben gideceğim.
Akrepten bir güneş şakağımı yesede.
Ama sen geleceksin.
Dilin tuzlu yağmurlarca yakılmış.

Gelmek istemiyor gün.
Ne sen gelebiliyorsun o yüzden.
Ne de ben gidebiliyorum.
Ama ben gideceğim.
Kurbagalara atarak ağzımda çiğnediğim karanfili.
Ama sen geleceksin.
Çamurlu lağımından karanlığın.

Gelmek istemiyor.
Ne gün,
Ne gece.
Ölebiliriz o yüzden.
Ben senin uğruna.
Sen de benim..

Lorca hiç okumamıştım ve en yakın zamanda kitaplarını alacağım. Yine o zaman size yazarım ki yazılacak çok şey var. Eşcinsel olduğu için yaşadığı dönemin Katolik Kilisesi tarafından tasvip edilmeyen Federico, maalesef 1936'da doğduğu yörede Franco'nun adamları tarafından öldürülür. Filmde bu sahnede siz de öldürülmüş hissediyorsunuz kendinizi. En azından ben öyle hissetim.
Filmden bu kareyi de çok beğendim.

 Little Ashes filminde  Lorca'yı  canlandırırken, Salvador Dalí için son zamanların meşhur vampiri  rol alıyor. Buna çok şaşırdım doğrusu.
Bu konu böyle uzar gider ama filmi de mutlaka izleyin ve Lorca'yı da okuyun derim.
Çok yakında ben okuduğumu sizinle paylaşırım.

Yorumlar

silencio dedi ki…
Lorca'nın herkesin düşüncesinde ama özellikle eşcinsel dünyasında (ya da günümüzde dönüştüğü şekliyle alt kültüründe) çok fazla yer tutması gerektiğini düşünmüş, dilemişimdir hep. Yönelim veya oluş, basitçe bir insanın doğumdan gelen ve dünyayı, diğer insanları çok ilgilendirmeyen,etkilemeyen özelliklerken, "seçim" diğer yandan çok etkileyici ve dönüştürücü olabiliyor yaşamlar üzerinde. Bu yüzden eşcinsel kimliğine sahip birinin dünyayı değiştirip dönüştürme adına yaptığı seçim (Franko baskısına karşı duruşu, ölümüne dek), bu kimliği olumlu kılan güçlü bir ateşleyici oluyor, insanlık erdemine kattığı değerin yanısıra. Diğer yandan Dali için konuşacak olursak, bir insanın sahip olduğu deha veya üretimlerinin eşsiz oluşunun, dünya için asla yeterli olamayacağını görüyoruz filmde, kimlik ve yaşanmışlığı yadsımanın böyle bir dehayı bile ne denli acz içinde bırakacağını görüyor, hani neredeyse üzülüyoruz ona, belki onurluca ölen Garcia 'dan daha çok.
Engin Firol dedi ki…
Harika bir yorum olmuş silencio. Teşekkürler

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel