"Chaplin, bizi biraz güldürsene" dediğimde oturduğu koltuktan kalkar, başına  fötr şapkasını geçirir, elindeki bastonuyla koca boşluğa yazılar yazar şekiller çizerdi.  Tabi ben o zamanlar buna pek anlam veremezdim ama yine de gülerdim. Hem de çok gülerdim. Hiç ses çıkarmadan bize anlatmaya çalıştığı şeyler, nedense bir kaç gün sonra aklımda netleşir ve ben yine gülerdim...
Ahh Chaplin, bunu bize neden yapıyorsun!







İş çıkışı markete uğruyorum. Canımın istediği ya da istemediği elime ne geçerse alıyorum. Bir sürü bozuk liralarım var. Hepsinden kurtulmam için bu alışverişe ihtiyacım var.

Evdeyim. Marketten aldıklarımı mutfağa bırakmıyorum. Odamdayım.
Üstümü değiştirecek gücü bulduğuma seviniyorum. Bilgisayarın başına geçtiğimde bir an duraklayıp acaba hangi filmi seyretsem diye düşünüyorum. Çok yorgunum. Konuşmak istemiyorum. Sohbet etmek istemiyorum. Hatta kimseden tek anlamlı söz duymak istemiyorum. İmdadıma yine Charlie yetişiyor.
İmdadıma yetişiyor ama bu sefer güldürmüyor.
Ahh Chaplin, bize bunu neden yapıyorsun!
Hangimiz gerçek?
Aynadaki görünene inanabilir miyiz?

Le Cirque/The Circus/ Sirk
Senaryo ve Yönetmen : Charlie Chaplin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel

To Kill a Mockingbird / Bülbülü Öldürmek

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi