Kayıtlar

Şubat 28, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KİTAPKOLİK MİSİNİZ? KİTAPSEVER Mİ?

Resim
“Okuma” alışkanlığı, kitabın bir piyasa nesnesi olmasıyla beraber yeni anlamlara büründü. “Kitapsever” kavramı, yerini hastalığı ve bağımlılığı ima eden “kitapkolik” kelimesine bırakıyor. Bu ise okumayı tüketim kalıpları içerisine koyuyor.

Devamı linkte. Okumanızı öneriyorum.

http://www.mostar.com.tr/Detay.aspx?Sayi=9&YaziID=245

SONSUZLUK VE BİR GÜN- ASLINDA HER AN

Resim
Zaman... nedir o?
Büyük babam diyor ki,
zaman bir çocukmuş.deniz kenarında
deniz kabuklarıyla oynayan.

Son zamanlarda dünyayla tek bağlantım şu bilinmeyen, karşı pencere... bana hep aynı müzikle karşılık veren.

...
...

Bir gün, sana sormuştum:
"Yarın ne kadar sürecek?"
Cevap verdin bana: "Sonsuzluk ve bir gün kadar."
Duyamadım.Ne dedin?

Sonsuzluk ve bir gün.


KÖRÜN PARMAK UÇLARI-CENNETİN RENGİ

Resim
...

Ne oldu, ağlıyor musun?
Erkek adam ağlamaz!
- Daha şimdiden aileni mi özledin?
- Hayır.
Öyleyse sebep ne?
Kimse beni sevmiyor!
Ninem bile!
Kör olduğum için herkes benden kaçıyor.
Eğer görebilseydim diğer çocuklarla birlikte
köy okuluna devam edebilirdim ama, dünyanın
tâ öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım.


Öğretmenimiz, Allah'ın bizleri
diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama, ben de diyorum ki,
madem öyle, bizi kör yaratmazdı ki böylece O'nu görebilelim.

Öğretmenimiz dedi ki,
"Allah görünmezdir."
"O her yerdedir.
O'nu hissedebilirsin."
"O'nu parmağının uçlarını
kullanarak görebilirsin."

Allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.

LÜTFEN BENİ ÖLDÜRME

Resim
Senarist şöyle bir soru soruyor heralde : Hayatınız ya bir romancının elinde olsa idi? ...
Sorunun cevabını oturup yazıyor ve ortaya böyle bir film çıkıyor sanırım. Senarist Zach Helm'in ne anlatmak istediğinden emin değilim doğrusu. Neden derseniz bir şeyleri sorgularken bir şeyi görmezden geliyor. Hatta asıl görmesi gerektiği şeyi görmüyor ya da göremiyor. Bunun yanında sorguladığı şeyler hoşuma gidiyor.Elbette yapılan bir çok filmden daha iyi bir film diyebiliyorum. İzlediğime pişman değilim. Zaman katili olmuyorum. Ancak yeterli gelmiyor. Havada kalıyor bir şeyler. Ben de sizin fikrinize bırakıyorum. Ve şu soruyu soruyorum. Hayatınızı yazan bir romancınız olsaydı. Hayatınızı okumak ister miydiniz? Kendinizi dışarıdan bir gözle okuyabilir miydiniz? Yoksa sıkılır mıydınız? Ya da...

İSTANBUL'DA BİR DÂRGÂH

Resim
Bu Cumartesi İstanbul yolculuğumu koştura koştura yapmamakta kararlıydım. Lakin uykuya yenik düşüp geç uyandığımdan koştura koştura otobüse bindim. Otobüsten dokuz bucuk vapuruna yetişmem için sadece iki dakikam var. Üsküdar iskelesindeyim. Nefes nefese vapuru yakalamış olmanın sevinciyleyim:): Kendime gelmem on dakikamı alıyor. Ondan sonra İstanbul'la martılarla denizle sohbete dalıyoruz. Ne güzel ne güzelsin İstanbul. Her seferinde ilk defa geliyormuşum hissi. Beni yine bir koşturmaca bekliyor çünkü vapurdan inip tramvaya binip atölyeye yetişmem için sadece beş on dakikam kalıyor. Onda atölyede olmam gerekiyor. Gözümün önünde tramwayı kaçırdığımdan hemen otobüslere doğru koşuyorum. Otobüse biniyorum. Beş dakika da otobüste zaman geçirince onu on geçe atölyedeyim.
Günaydın:) deyip yerimi alıyorum...

Atölye içinden konuşulanlar atölye içinde kalır. Aile içinde konuşulanların aile içinde kaldığı gibi:)

Atölye sonrası Eyüp Sultan'da metin yazarlığı dersi veren Aysun hocamın ve a…