Kayıtlar

Şubat 21, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KIRAVATI TAŞIYAMAYAN ADAMLAR

Resim
Daha önce buraya gelmiş olmalıydı. Tanıdık yüzler arıyor. Aksıran bir adama yaklaşıyor. Adamın ağzından yapış yapış harfler dökülüyor. Dilini anlamıyor. Elini uzatacakken vazgeçiyor.
Kıravat takmasını bilmeyen adamlar görüyor. Her gün bir kaçı ölüyor gözünün önünde.
Kendinin kabul edilmemesine kızıyor. Hızlıca terkediyor mekanı.

Sokak, nefesin en özgürce alındığı yer.

Yüzlerce maske geçiyor etrafından. Herkes oyunculuğunda bir numara. Ödülünü almaya gidiyor kırmızı halıda yürüyen ayaklar. Derin bardaklardan uyku ikram ediliyor. Kimse onu farketmiyor olmalı ki çarpanlar özür dilemiyor. Biraz ileriye gittiğinde kalabalığı farkediyor. Şaşkınlığını saklayamayıp bir çığlık atıyor.

Kıravatını taşıyamayan adamlar tanıyorum. Hepsi derin bardaklardan uyku içiyor...

WANDA ADINDA BİR BALIK BANA NELER ANLATTI

Resim
Bir arkadaşımın evinde akvaryum vardı ve ben büyük keyifle renk renk balıkları izlerdim. Hatta kendimi kaptırmış olmalıyım ki balıklarla konuşuyordum. Beni duyan arkadaşım "İyi misin?" dediğinde cevabım: "Balık olmak isterdim. Düşünsene hiç sıkılmazsın. Yaptığın her şeyi hiç yapmamış gibi, hep gördüğün yeri hiç görmemiş gibi hep aynı heyecanla yaşamak güzel olmaz mı? Tamam, biraz ileri gittim ama bazen ya da bir süre balık olabilmeliyim. Denizlere okyanuslara açılmalıyım. Unutmak istediğim her şeyi unutmalıyım. Hiç yaşamamış gibi hissetmeliyim." Arkadaşım daha fazla dinlemedi beni. Ben de daha fazla bu konuda yazmayayım.
Bu film bana neler hatırlattı.
Beslediği hayvanlara isim verenleri seviyorum. Çünkü o zaman misal beslenilen balık ise balık olmaktan çıkıyor. Bir dost bir arkadaş oluyor. Yoksa öyle değil mi? Benim beslediğim bir hayvanım olmadı. Ama isim verdiğim 5 yıl beraber olduğum, kullandığım 0.7 uçlu kalemim vardı. O kadar alışmıştım ki ona ödünç isteyen bir…

KOŞA KOŞA İSTANBUL-KİRLİ, ÇÜRÜK VE ADİ

Resim
Cumartesi sabahı. Koşmak için geçerli bir sebebim var. Spor değil:) Yetişmem gereken bir otobüs söz konusu. Ve aklımda sürekli aynı soru "Acaba otobüste yer var mı?". Lütfen, yer olsun. Geç kalmak istemiyorum. Koşa koşa gittiğim firma bürosunda, derin nefesler içindeyken boş koltuk olduğunu öğrenince seviniyorum. Ama serüven henüz bitmedi. Otobüste yarı uykulu bir halde binbir çeşit müzik eşliğinde Harem'deyim. Oradan servisle Üsküdar'a geçiyorum. Koşa koşa İstanbul'a ayak basıyor. Dıııt...Vapura biniyorum. Hava çok güzel. Vapurun balkon kısmında oturuyorum. Rüzgar, martılar güzel...Bugün daha bir güzel her şey. Zaten her şey güzel geçti bugün. Vapurdan iniyorum. Koşa koşa otobüse binip Vefa'da ki atölyeye yetişmem gerek. Gökhan Hoca ( Gökhan Yorgancıgil), 10:00 da play tuşuna basacağını söylemişti. Yetişmeliyim.. Daha hızlı koşuyorum:). Nihayetinde atölye sinema salonundayım. Saat 9.59:). Mutluyum.

Tür : Komedi
Gösterim Tarihi : 14 Aralık 1988
Yönetmen : Frank …