ANNE VE BABALAR İÇİN


Bir sohbet ortamındayız. Konular sürekli değişiyor. Gündemimizde fazladan konular var. Ahmet rujunun kullanışlı olduğundan, karda eriyip gitmediğinden bahsederken, Ayşe geçen gün futbol maçındA Selin'in ayak bileğini incitip bir kız gibi ağladığını anlatıyordu. Orhan, yeni aldığı küpelerini Osman'a gösteriyor, iSTİYORSAN TAK KIIIIIIZZZ:)" deyip pahalı küpelerinin havasını atıyordu. Hava soğuk...Serpil, geçen gün otobüste saati sorma bahanesiyle tavladığı Cengiz'i anlatıyor. Neyse bunlardan sizene...

Çocuklarınızı kimseye emanet etmeyin.İlk önce siz sahiplenin çocuklarınızı. Birilerine güvenip onları eğitmeleri, akıllanmaları vb durumlar için oralara buralara göndermeyin. Anne babalara sesleniyorum. Çocuklarınızı düşünüyorsanız, onları sevginizle besleyin ve onlara sevgiyle güven depolayın. Başkalarının kollarında sevgi aramak zorunda kalmasınlar. Başkalarının koyunlarında sevgi köpüğü olmasınlar. Çocuklarınıza sahip çıkın. Benden söylemesi.

Yorumlar

ayşelon dedi ki…
kendimi bir erkeği tavlarken hayal edemiyorum,ne derece iğrenç olacağını da...
Ala dedi ki…
Bir erkek bunu yaparken, bunu yaptığı kız da gayet memnun görünüyor? Neden?
ayşelon dedi ki…
Tamamen kişisel bir memnuniyet bu.Kişiden kişiye kolayca değişir.Genelleme yapmak doğru değil bana sorarsan Ala.

Benim fikrimce bayanın erkek rollerinde kendini göstermesi sığlaşmanın had safhasıdır.Daha basit bir davranış düşünemiyorum.Tabi erkeğin de ''tavlama'' dediğimiz o çirkin davranışta bulunmasını uygun bulmuyorum.
Ala dedi ki…
Gözlemlediğim şeyleri paylaşıyorum. Doğruluğu yanlışlığı tartışılır ise herkesin kendi içselliğinde. Genellemiyorum hiç bir şeyi. İsteyen üstüne alınsın, isteyen kabul etsin. Ya da aman ya bana ne desin. Ama bunlar var ve gerçek. Hayal ürünü değil:)
ayşelon dedi ki…
ne yazık ki gerçek...
F.Ç dedi ki…
çocuk beklediğim şu demlerde "Allah'ım hayırlı bir çocuk ver" demiyorum... "Allah'ım bizi hayırlı veli eyle" diyorum.. işin sırrını yakalamışsınız...

çocuklardan ne bekliyorsak ,onları nasıl bir şeyle sokmak istiyorsak bunun için anne-babanın dosdoğru ,en güvenilir yer, en sıcak yuva, en içten sevgi kaynağı olduğunu göstermesi şart ...

ha istemediğiniz bir kişilikte olmasını istiyorsanız o çok kolay "saldım çayıra Mevlam kayıra" mantığı tam size göre...

bize emanet verilen evlatlara dünya sınıfında sınava sokmak için onları en iyi şekilde donatmamız, bunun için de ebeveynlerin donanması ŞART...
HAYIRLI BABA OLURUM İNŞ...
(bu arada blogunu zevkle okuyorum teşekkürler,bir hafta evdeydim ve hiç çıkmadım , 2. döneme enerji depoluyorum)
Ala dedi ki…
Sayın F.Ç. yorumlarınızı biz de ilgiyle okuyoruz. Eminimki yazılanlara katkısı oluyordur. Teşekkürler
NaKHaR dedi ki…
dost acı söyleyecek yine, edebi bir öykü akacak sandım aklımın kıvrımlarına, gel gör ki yanlış anafikir yanlış imgelemeler-di bence... biraz daha düşünerek yazılmalı, dosta yakışan bu... ebeveyn ne kadar temkinli davranırsa davransın, bu ülkede 7 yaşından itibaren bütün çocuklar haftasonları görebiliyorlar onları...
Ala dedi ki…
Yine de anne babalar dikkat etsinler. Bir sevgi nelere kadirdir. Bilirsin. Bilirim...
Ama bu bir hikaye değil gerçek. Edebiyat kaygısı yok bu yazının acı gerçekleri var. Teşekkür ederim, evet daha dikkatli yazmalıyım. Hatta daha açık seçik. Belki böyle daha iyi anlaşılır demek istediğim...
F.Ç dedi ki…
edebiyat dediğimiz şey gerçek hayatın dışında değildir zaten, kaynağını gerçeklikten alır..bence güzel olmuş.. sadece giriş öyküsü sanki toplumsal bir soruna parmak basacakmış gibi ama toplumun daha özel birimi olan aile, ebeveyn sevgisine dönüyor, sanırım orda bir şaşkınlık yaşıyoruz...

sevgili ala yazılarını belli günlerde mi koyuyorsun, yoksa bunun zamanı yok mu? yeni yazını merakla beklediğimden soruyorum :)
dostça kal...
Ala dedi ki…
Şaşırtmak-şaşırmak güzeldir.
En yakın zamanda yazacağım...
araksus dedi ki…
Aslında bunun bir imkanı var. Aileler artık sosyal bir bağa veya da çocuklarıyla olan ilişkilerine pek değer vermiyor. Yeni nesil toplumunun her şeyi bildiği iddia ediliyor. Çocuklar da kültürel bir kopukluk var ve anne babalar sadece bakıyor, bakıyor yalnız. Bu durumu düzeltmek zor olsa da bilinçli olmak yeterli. Tabi bu konuda çocuğu sıkboğaz etmek en yanlış olanıdır. Çocuğa ahlaki bir bilinç yerleştirmek lazımdır. Görüldüğü gibi tamamen bir kopukluk var.. Şuursuzluk, önem vermemek çocuğu bir soyutlanmışlığa itiyor. Böyle olunca da çocuk farklılaşıyor..
Ala dedi ki…
Herkesin anladığı gibi ben bilerek bu kadar birbirinden bağımsız bir durumu aynı yazıda paylaştım. Aile ilişkilerinin içerisinde de böyle bir kopukluk hissettiğimden. Bu bildim bileli böyle ama yine de dile getirmek istedim.
Çocuklarınızı sık boğaz edin eve kapayın baskı uygulayın vb ifadeler kullanmadım. Çocuklarınızı sevin diyorum. Başka bir şey demiyorum. Çocuklarınızı sevin derken de onları rahat ettirmek anlamında değil. Çocuğumun her istediğini yapıyorum deyip, çocuğunun mutlu, başarılı olacağını sananlar şimdiden bu yanlıştan dönsün istiyorum. Benim haddim mi, bilmem:) Yazdım gitti...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

AYFER TUNÇ SUZAN DEFTER