WERTHER ÖLMEDİ YAŞIYOR!


Ne mutluyum, gitmekten! Can dost, insan kalbi ne tuhaf! Öylesine sevdiğim senden hiç ayrılamazken, seni bırakıp da yüreği hoş olmak. Diğer bütün ilişkilerim, benimki gibi bir yüreği korkutmak için, yazgının cilveleri değil miydi? Zavallı Leonore! Yine de ben suçsuzdum. Kızkardeşi kendince çekimiyle gönlümü hoşça eğlendirirken, bu zavallı yürekte bir tutkunun kıvılcımlanması karşısında elimden ne gelirdi! Yine de - salt suçsuz muyum? Ben de onun duygularını beslemedim mi? Bizi hiç gülünçlüğe düşmeden öylesine çok güldüren doğanın o pek sahih anlatımlarıyla kendim gönenmedim mi, ben yapmadım mı - Hey, insan ne ki, kendinden yakınabiliyor! İstiyorum, sevgili dost, sana söz veriyorum, daha iyi olmak istiyorum, yazgının bize sunduğu bir parça kötülüğü, hep yaptığım gibi, artık geviş getirip durmak istemiyorum; geçmişi geçmişte bırakmak ve şimdinin tadını çıkarmak istiyorum. Elbette, haklısın, kuzum, - niçin böyle yaratıldıklarını Tanrı bilir - ama insanlar, düşlem güçlerini, umursamaz şimdilerine katlanmaktan çok, geçmiş kötülüklerin anılarını çağrıştırmak için böylesine zorlamasalardı, aralarındaki acılar daha ufak olurdu.



“Bak Lotte! bana ölümün sarhoşluğunu tarttıracak olan o soğuk ve korkunç kadehi elime alıyorum. Onu bana sen uzatıyorsun, ben de alırken hiç duraksamıyorum. Hayatımın bütün istekleri ve ümitleri yerine geldi. Ölümün çelikten kapısını vurmak öylesine titretici ve çetin ki” diyen Werther, “Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor. Alınyazısı bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda Lotte! Elveda” sözleriyle son verir mektubuna ve yaşamına...
 
Ölmek! Bu ne demek? Bak, ölümden bahsedince sanki rüyada gibiyiz...İnsanları ölürken gördümdü. Fakat, insan öylesine dar bir çerçeve içinde ki, varlığının başı, sonu hakkında hiçbir fikri yok...
 
Biz varız. Ölmek mi? Bu da ne demek? Sadece kelimeden ibaret değil mi? Boş bir ses mi yoksa? Klabimde duyamayacağım bir his mi?
 
"O da beni seviyor. O da beni seviyor" diyordum kendi kendime. Dudaklarından fışkıran kutsal ateş hala dudaklarımı yakıyor... İçimi yepyeni sıcacık bir zevk sarıverdi.
Affet beni, affet, SEVGİLİM!
 
Bana söz kalmadı. Kalbimde bir ağırlık, duygularım ...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
keşke ölseymiş.
AlexBoi dedi ki…
Genç Werther'in Acıları çok sevdiğim bir kitaptır. Çok iç karartıcı ama çok da sahici.
Goethe'den Faust ile Gönül Yakınlıkları'nı da tavsiye ederim.
Ala dedi ki…
*Adsız, neden böyle yazdığınızı ifade ederseniz sevinirim...

*AlexBoi, benim de çok uzun zamandır okuyacağım diye ertelediğim bir kitaptı Genç Werther'in Acıları. Nihayetinde okudum ve çok beğendim.Faust'u okudum.Bir kaç kez daha okuyacağımı düşünüyorum. Gönül Yakınlıklarını okuyacağım. Teşekkür ederim.
Bu arada Werther hakkında nette bakınırken P.Sefa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ile kıyaslama yapıldığını gördüm. Şimdi onu okuyorum. Bakalım aralarından nasıl bir bağ varmış...
araksus dedi ki…
Duygularımın durumunu anlatacak söz bulamıyorum. Gerçekten iyi bir devam olmuş. Esaslı ve gerçek. Ne diyeceğimi hâlâ bilmiş değilim. Sağolasın..
Ala dedi ki…
Araksus, ben de bir şeyler yazacaktım ama baktım yazacak bir halim kalmamış. Öylece durmuştum kitapla karşıkarşıya.
Rica ederim, okuduğunuz için ben teşekkür ederim...
Adsız dedi ki…
Neden öyle yazdığımı en iyi o iki kelime ifade etmiyor mu sizce sayın Ala?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel