MİNİBÜSTE MAYKIL CEKSIN DİNLEMEK

Aslında ben gündelik şeyleri çok fazla yazma taraftarı değilim ama bu gerçekten yazılabilir bir durum diye paylaşmak istedim.
Bugün işlerim dolayısıyla bir yere gitmek için iş yerinden çıktım. İri taneli kar yağışının altında, yere düşen karların üstünde karlana karlana durağa gittim. Bir süre -sanırım 10-15 dakika- bekledim. Kar yağmaya devam ediyordu ve ben de üşümeye başlamıştı ki nihayetinde beklediğim minibüs geldi ve bindim. Minibüs içerisinin sıcak olduğunu girer girmez hissetmek iyi geldi. Parayı uzattım ve şöför bilindik şöför tavırlarıyla paramın üstünü verdi ve aslında serüven o zaman başladı.En arkada boş olan koltuğa oturdum. Sıradan kısa bir yolculuk olacaktı. Arabesk bir müzik çalıyordu. Hani tabiri caizse "damardan" denilen türden bir arabesk. Fakat bir iki dakika sonra müziğin sesi yükseldi ama? ama? nasıl yani? diye anlamaya duymaya tanımaya çalışırken "Aaaa bu Maykıl Ceksın değil mi?" dedim. Şöföre baktım. Gerçekten dinlediğimiz Michael Jackson idi...Şöförü bir süre izledim, dudaklarını kıpırdatıyordu. Sanırım şarkının bir kısmını en azından nakarat kısmını söylüyordu. Üç Michael Jackson şarkısını dinlediğimde ineceğim durağa gelmiştik. Gerçekten bu durum beni şaşırttı. Önyargıları olan biri değilim ama bu durumda şaşkınlığımı gizleyemedim. Şöförle konuşmak isterdim ama halletmem gereken işlerim vardı ve bu anıyı orada noktalamak durumunda kaldım. Michael Jackson iyi ki varsın...İyi ki...
Dinlediğim şarkılar: Billy Jean, Thriller üçüncüsünü hatırlayamıyorum...

Yorumlar

vildan dedi ki…
Selam Ala, Bence günlük yaşadığınız güzellikleri bloğunuza yazın. Ters bir şey yok ki bunda. Gerçek hayatı ya da hayali yazıya dökmek, hem yazan hem okuyan için keyifli olabilir. Bu yazınız misal, okuyana iyi hisler geçiriyor. Fena mı:)
Elinize sağlık.
Ala dedi ki…
Yorumunuz için teşekkür ederim Vildan Hanım,
Yaşadıklarımı paylaşılır bulursam yazmayı düşünüyorum.:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi