BİR KİTABI OKUMAK : GENÇ WERTHER'İN ACILARI!



Sekiz yaşında bir çocukken de, seksen yaşında bir ihtiyarken de Goethe'nin yüreği aynı heyecanla titreten bir şey vardı : Çiçekli bir bahar dalı. Bu içli insan, büyük sanatkar, ulu düşünür ömrü boyunca iyiye, güzele, doğruya tutkundu; insan olarak iyi duygular içinde çırpınır, sanatkar olarak güzeli arar, düşünür olarak da doğruyu bulmak isterdi.
Sayfaları bir bir okurken karşıma çıkan bu cümle ile bir süre karşılıklı kaldık . "Sevemeyeceğiniz şeylerle boş yere uğraşmayın, çünkü insan sevdiği şeyden başka hiçbir şeyi tanıyamaz."
Bu hal kahve içmenin tam zamanıydı. Kahve için su ısınırken  okumaya devam ediyorum.
"Biz insanlar, iyi günlerin çok az, kötü günlerin ise pek çok olduğunu söyler, şikayet ederiz. Oysa, bu düşünce hiç de doğru değil. Tanrı'nın bize her gün bahşettiği iyilikleri takdir edecek bir kalbimiz olsaydı, başımıza bir iş geldiği vakit, ona da katlanabilecek gücü kolayca bulurduk kendimizde."
Su kaynamış olmalı. "Hayallere kapıldığımız vakit mutlu olmuyor muyuz?" diye cümleyi tekrar ediyordum mutfağa giderken.
Kahve hazır. Bir yudum alacağım. Sıcak. Ne kadar dikkat etse de insan ilk yudumda muhakkak ağzı dili yanar. Ya da benim becereksizliğim.
"İnsanlar nasıl da çocuklardan farksız! Bir bakış insanın gözünde nasıl da önem kazanabiliyor, Ya Rabbi! Gerçekten çocuk oldum ben, Wilhelm."
Kahvemin tadı  hiç de fena değil. Sıcaklığı da damağıma uygun olunca koca bir yudum alıp dalıyorum derin sayfalara.
"Yaradılışımız, kendimizi-beğenme gücümüz sayesinde, daha kuvvetlenip bir sürü eser meydana getiriyoruz. Ama, gene de kendimizi eserimizin aşağısında görmekten kurtulamıyoruz. Bizden başka her şey gözümüzde harikulade. Çoğunlukla, eksiklerimizi hissedebiliriz; neyse ki aynı eksiklerin başkalarında bulunduğunu görüp avunabiliriz de. Yalnız, kendi eksikliklerimizi tamamlayacağımıza, başkalarına yardım için elimizde olanları vermekteyiz."
Kahvem azaldıkça tadı daha doyulmaz oluyor. Sayfaları çevirdikçe, bir kitabı okudukça da öyle olmaz mı? Bir sayfa daha yaklaşıyorum sona. Bir sayfa daha...
"Sanki kötü bir ruh ardımı bırakmıyor, beni kovalayıp duruyordu." diyordu.
Ve son yudum.

"Hayal gücü Tanrı'nın insanlara en büyük hediyesidir" dedi...


Devamı gelecek...

Yorumlar

araksus dedi ki…
Son derece önemli yerler yakalamışsınız. Hayran olduğum iki Alman vardır: Birisi Goethe’dir ve onun Werther’ini anlamak gerçekten zordur.Devamı için, bekleyiş içindeyim. Bir kitabı gerçekten okumak..

Aşkı sonsuzlaştırmak adına…
Ala dedi ki…
Bazı kitapların gerçekten bitmesini istemez insan. Hatta bazılarını bile bile okumaz. En azından benim böyle bir huyum var. Bitirmeyeceğim desemde bitiririm ya, neyse. Bir saat önce yine Werther ile konuşuyordum. Konuşmamızı sonlandırmamıza çok az kaldı. İnsan sonunu bile yine sohbete devam eder mi? Ediyoruz işte. Ya bu gece ya da yarın devamını yazacağım. Hayran olduğunuz diğer Alman'ı merak ediyorum...

Alem AŞK üzere yaratıldı ve AŞK her daim var olacaktır...
araksus dedi ki…
Ben Werther'ı aslında daha bitirmedim yani okudum fakat içimde hâlâ çok sesli tartışmalar yaşanıyor. Nasıl desem o sayfanın hiç kapanmasını istemiyorum. Werther'ın ıstıraplarıyla şekillenebiliyorum bir yandan da.

Meraka pek gerek yok tahmin etmiş olmalısınız: "Friedrich Nietzsche.." Onunda saygı duyduğu tek Alman Goethe'imiş..
Ala dedi ki…
Yok, bunu bilmiyordum. Hatta biraz da şaşırdım. Çünkü farklı karakterlerde kişiler diye düşünüyorum. Ama bilemiyorum tabi. Daha çok Goethe'yi tanıyorum.Nietzsche'yi Irvın Yalom'un Nietzsche Ağladığında kitabıyla tanıdım. Sonrasında nette biraz araştırma ve Böyle Buyurdu Zerdüşt...Bakalım zaman daha neler öğretecek.
araksus dedi ki…
Sen ne diyiyorsun Ahhh! Bence Werther'dan sonra hemen Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü okumalısın. Kesinlikle edebiyat ve felsefe seni büyüleyecek. Yanı sıra diğerlerinide(özellikle Ecce Homo) okumalısın (çok iyi şiirleri vardır[şen bilim]). Irvın D. Yalom-Niçe ağladığında iyi bir başlangıç olmuş..
Ala dedi ki…
Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü yarım bırakmıştım. Demekki okuma zamanım gelmiş. Ecce Homo'yu da okurum:) Ohh, ne güzel...Başka neler neler neler var dimi. Bitmeyen bir serüven edebiyat ve felsefe. Ki ben de uzun yıllar bir şekilde içindeyim. Derinleşmek lazım.
Elif Ayvaz dedi ki…
Severek okumuştum bu kitabı.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel

To Kill a Mockingbird / Bülbülü Öldürmek

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi