Kayıtlar

Kasım 1, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAPANMIYORSA GÖZKAPAKLARI

Resim
-Hiç boşuna konuşma, bunu sen istedin. Mızmızlanmayı kes artık!
Yorulmuş! Neyden yoruldun ha! Sen buna yorulmak mı diyorsun?
*Tamam bu kadar üstüme gelme!
-Neden? Gerçekleri görmekten korkuyor musun? Sen zaten hep böyle yaparsın.
*Bu ne demek şimdi?
-Ne olduğu apaçık ortada!
*Senin bu tavırlarından sıkıldım!. Sürekli böyle davranıyorsun!
-Ooo, küçük beyfendiyle büyük benzerlik. Ben de senin bu tavırlarından sıkıldım.
*Ama bana hala böyle davranan sensin.
-Yeter artık, konuşmak istemiyorum.
*Konuşmak istemiyormuş. Ne zaman sustun ki?


...
...
...
*Saat 04:12 ve ben hala uyuyamadım. Zaten birazdan sabah olacak.
-Sabah olacak ne demek?
*Bu ne garip bir soru böyle!
-Sana da soru sorulmuyor Dorian.
*Bana soru sorulur ama bu kadar saçmasapan değil.
-Tamam, sormadım farzet; susalım.

...
...
...
-Dorian, sence nasıl bir gün olacak?
*Ne bileyim ben! Nasıl olmasını isterdin?
-Bilemiyorum...
*Olmasını istediğin bir gün olması için dua et.
-Sağol.

...
-Dorian, ne tuhaf dimi?
*Sus artık! Senin yüzünden uyuyamadım. Git kahvaltı…

Katilini bağışla! Bağışla beni Mozart.

Resim
"Yüce Tanrım,
beni büyük bir besteci yap.Senin ihtişamını müziğimle
dile getirmeme ve ünlü olmamı sağla.Beni dünya çapında şöhret yap
Yüce Tanrım."
"Beni ölümsüz yap."
"Ölümümden sonra bestelerimden ötürü insanlar
adımı sonsuza dek sevgiyle ansın.Karşılığında bakirliğimi tüm gayretimle ve tüm tevazumla, yaşamımın
her anını sana bahşediyorum. Amin."

Diyor Salieri AMADEUS' ta. Böyle başlıyor diyebiliriz film. En azından benim için buradan başlıyor. Sonra mı? Sonra...


"Ne oldu biliyor musun? Bir mucize! Hayatım tamamen değişti. Elbette, bunları Tanrının
plânladığını biliyordum. Hiç şüphe yoktu.
Bir bakıyorsun ücra bir kasabada sefil bir çocuksun.
Bir bakıyorsun burada müzisyenlerin şehri Viyana'da müzisyenlerin kadim dostu
İmparator Joseph'ın huzurundasın. Birkaç yıl sonra, saray bestecisi
oldum, müthiş değil mi? Her gece Avusturya İmparatoru'nun
yanında oturup onunla düet yapıyor onun nota yanlışlarını düzeltiyorum.
Aslına bakarsan imparatorda
hiç müzik…

SOBE

-Nolur nolur nolur kendini bana ver
-Nolur nolur nolur kendini bana ver
-Nolur nolur nolur kendini bana ver

"Ne güzel şarkıymış "dedi içinden. Yaz mevsiminin en sıcak günlerinden biriydi. Defalarca dinlediği şarkının bu kısmında yüksek sesle eşlik ediyor aynanın karşısında dans ediyordu. Evde kimsenin olmamasına rağmen bir yerleden gözetleniyormuş gibi arada pencereye bakıyor, kapıya yaklaşıyor biri geliyor mu diye ama söylemekten ve dans etmekten vazgeçmiyordu.

İnsanın korktuğu şey başına gelir. Gözlerini kapamış hayallere dalmışken eve giren büyük abisini farkedememişti.

FİRUZAĞA'YA DAMLALAR

Resim
-Şap- şup...-şıpır şıpır-fuş...
-Afedersiniz!
-Gözüme soksaydın!
-Biraz acele eder misiniz?

---Şap- şup...-şıpır şıpır-fuş...
-Hayır, yanlış yoldan geldik. Burası değil. Sana söylemiştim. Bir alt sokaktan gelecektik.
-Ne kadar kalabalık!

Nereye sığıyor bunca insan merak ediyorum. Gökten melekler iniyor mu? Kim dedi? bunu sana.
-Nereden duydum, hatırlamıyorum. Her bir damlayı bir melek indiyor. Özel hediye paketiyle.-Dalga mı geçiyorsun benimle!

-Hem soruyosun hem de azarlıyorsun. Anlatmıyorum!
--Tamam, anlat. Şimdi daha çok merak ediyorum.

-Aaa, bak! Nasıl da iniyor süzüle süzüle...Küçük kızın kvırcık saçlarına yumuşak bir iniş yaptı. Bir damla da burnuna.
-Delirdin mi Dorian?
--Henüz değil.
-Dilini çıkarma, diline melek konmaz.
- O kadar ıslandık ki hiç bir şeyi görmüyor gözüm.


Herşey denize akıyor. Deniz nasıl neşeli. BİR DAMLA NELERE KADİR. Koca bir HUZURLA SIRILSIKLAM.
-Çoraplarım:) . Allah'tan yedek çorap taşıyorum yanımda.

-Turist Dorian:)
--Benimle uğraşma.


-Hadi gel buraya sığınalım.
--Ne…