RASTGELE...BİNGOOO!


*Ahmet Bey, biraz gecikeceğim. Kargo hala gelmedi mi? Oysa karşı tarafa aciliyeti olduğunu söylemiştim. Neyse, gelince yine ararım. Bakalım nasıl bir bahaneleri olacak.

-Sevgilimle kavga ettik dün gece. Mesajlarına yeterince cevap vermiyormuşum. Kısa cevaplar yazıyormuşum. Yazışırken uyuyakalıyormuşum. Bu da onu önemsemediğim anlamına geliyormuş.
*Anne, bu akşam beni beklemeyin eve. Arkadaşlarla Taksim'e bir arkadaşın doğum gününü kutlamaya gidicez. Tamam anne, merak etme. Bir şey olmaz. Tamam anne, tamam.

Geliyor, geliyor, geliyoooooor...Bir uğultu kopuyor. Herkes bir koltuk kapma telaşında. Ayakta kalan kuru fasulye. Ayakta kalanın canı çıksın. Aman ben koltuğa yerleşeyim de gerisi umurumda değil. Hehehe, şu çocuğa bak, boş koltuk bulamayınca yere oturmuş:)

Kalabalık. Çok kalabalık. İçiçeyiz. Birbirimize uzak ama içiçeyiz.

Nereye geldiğimizi haber veren kadının ses tonu hiç değişmiyor. Hep aynı tonla söylüyor.Lütfen acele ediniz.

Nefes alamıyorum. Neresi olduğunu bilmiyorum ama sıradaki durakta ne olursa olsun ineceğim. Ve o kadının sesi:
-Şimdiki durağımız hiçlik durağı. İnecek olanların dikkatine. İnecek olanlar neleri var neleri yoksa herşeylerini bıraksınlar, soyunsunlar maddiliklerinden öyle insinler. Lütfen acele ediniz! Bir sonraki durağa az kaldı!

Yorumlar

martı dedi ki…
Kimse nereye gidiyor, bilmiyor ki.. Öylece yolculuklar yapıyoruz, oyun oynar gibi. :)
Noksan dedi ki…
Ne güzel. Bir Martı da bu yolculukta yerini almış. Koltuk kapma telaşın yok en azından havadasın:) Teşekkürler

Bu blogdaki popüler yayınlar

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel

To Kill a Mockingbird / Bülbülü Öldürmek

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi