SUYA DÜŞEN YÜZ



-Kim ister ki? dedi. Uzun bir sessizlikten sonra cevap geldi.
*Evet, ben de istemem!
Bu cevaptan sonra konuşmadılar. Hatta bu konu hakkında bir daha konuşmamak üzere ayrıldılar.

Hayatın bize verdikleri her zaman bizim istediklerimiz olmayabiliyordu. Bu da öyle bir durumdu Aslı için. O'nun en sevdiğim yönü her zaman tebessümlü olmasıydı. Sanki güzellikler ülkesinin prensesiydi. Pembe yanaklı ve pembe kıyafetlerle dolu bir hayatı vardı. Oysa başkalarına pembeydi hayat. Kendi içinde karanlık ve grilerle dolu bir dünyası vardı. Herşeye rağmen bunu nasıl başarıyordu, anlamak zordu.

Nenem, sürekli aynı masalı anlatırdı bana. Ben henüz küçük bir kızken. Çok uzak ülkelerden birinde bir kız yaşarmış. Annesine bakması gerektiği için yaşıtlarıyla sokakta oynamak yerine annesinin yerine çalışması gerekiyormuş. Annesi hasta olduğu için, ilaçlarını alamasa da iyi şeyler yedirebilmek için hizmetçilik yapıyormuş. Evin hanımına ve beyfendisine hizmet etmiyormuş. Onun görevi su taşımakmış. Annesi dışarıdaki tehlikelerden korumak için saçını erkek gibi kesmesini söylemiş o da çok sevdiği saçını kesmişti. O da başına bağladığı bir bezle saçının kısa oluşunu gizlemiş oluyordu. Kısa saçlı bir kız olmak ona çok tuhaf hissettiriyordu ama bunu yapmak zorundaydı. Bu durumuna bir zaman sonra alışmış olsa da kabul edemiyordu. Sürekli saçını kestirmek durumunda kalması ona acı veriyordu.
Su taşıma işi kolaydı. Sutaşıma işini bitirdikten sonra arkadaşlarıyla oynamak istiyordu ama kısa saçlı olduğu için arkadaşları onunla alay ediyordu.
Annesinin sağlık durumu iyiye gidiyordu. Kuyudan yine bir gün su çekerken, su yansımasında kendini görür ve daha dikkatli bakmak isterken kuyuya düşer.
İşte masalın bundna sonrasını nenem anlatmaya devam etse de ben ağlamaktan kendimi alıkoyamaz nenemin anlattıklarını duymazdım ya da duymak istemezdim.

Bir kaç gün sonra yolda Aslı'yla karşılaştık. Aslı saçını kestirmişti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İp Cambazı Değil Silahşor Arda Arel

To Kill a Mockingbird / Bülbülü Öldürmek

Akif Hasan Kaya / Ölmüş Oyuncaklar Müzesi