FİRUZAĞA'YA DAMLALAR


-Şap- şup...-şıpır şıpır-fuş...
-Afedersiniz!
-Gözüme soksaydın!
-Biraz acele eder misiniz?

---Şap- şup...-şıpır şıpır-fuş...
-Hayır, yanlış yoldan geldik. Burası değil. Sana söylemiştim. Bir alt sokaktan gelecektik.
-Ne kadar kalabalık!

Nereye sığıyor bunca insan merak ediyorum. Gökten melekler iniyor mu? Kim dedi? bunu sana.
-Nereden duydum, hatırlamıyorum. Her bir damlayı bir melek indiyor. Özel hediye paketiyle.-Dalga mı geçiyorsun benimle!

-Hem soruyosun hem de azarlıyorsun. Anlatmıyorum!
--Tamam, anlat. Şimdi daha çok merak ediyorum.

-Aaa, bak! Nasıl da iniyor süzüle süzüle...Küçük kızın kvırcık saçlarına yumuşak bir iniş yaptı. Bir damla da burnuna.
-Delirdin mi Dorian?
--Henüz değil.
-Dilini çıkarma, diline melek konmaz.
- O kadar ıslandık ki hiç bir şeyi görmüyor gözüm.


Herşey denize akıyor. Deniz nasıl neşeli. BİR DAMLA NELERE KADİR. Koca bir HUZURLA SIRILSIKLAM.
-Çoraplarım:) . Allah'tan yedek çorap taşıyorum yanımda.

-Turist Dorian:)
--Benimle uğraşma.


-Hadi gel buraya sığınalım.
--Nereye?
-Buraya!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

AYFER TUNÇ SUZAN DEFTER