NOKSAN


NOKSAN
Yatağında uzun süre uykuyla uyanıklık arasındaydı. Umutsuzca gerildi. Gözlerini ışıktan çekinerek açtı. Başını yastığından kaldırdı ve bir hamlede yatakta doğruldu. Başı döndü, gözleri karardı ve yatağa geri düştü. Düşünmek, yaşanılanları hatırlamak istemiyordu. Kafasını yastığına gömdü. Kendinden kaçtıkça daha da derinine iniyordu. Sinirlendi ve kafasını şiddetle yastığına bir kaç kere vurdu. Hırsını alamadı ve kendini hırpalamaya devam etti. Fakat kendini yeterince acıtamıyordu. Düşüncelerindeki zehirini akıtamıyordu. Boşalmasını istediği zehirinin yerine de panzehiriyle dolduramıyordu. Birden yataktan çıktı. Tam karşısında duran aynayla karşılaştı. Kendini görmeye tahammül edemedi. Kendisiyle gözgöze geldiği anda kendine bir tokat attı, sonra sert bir tokat daha. Bu da yetmedi. Kendini yumrukladı. Yüzünden kan akmaya başlayınca durdu. Onu kan tutardı ama bu sefer kanla yüzleşmekten rahatsız olmadı. Aynaya gözucuyla baktığında bir kahkaha attı. Çünkü kırılmış ayna parçalarında kendindeki parçalanmışlıklarını gördü. O kadar çok farklı karakterlere sahipti ki kırılmış her ayna parçasında başka biri vardı. Gülümseme yerini korkuya teslim etti. Korkmaya başladı. Bu halinden kurtulmak istiyordu. İnsanın kendi olamaması, kendini bulamaması onun için ölüm demekti. Ölüm... Ezan sesi duydu. İrkildi. Lavaboya koştu. Kusmaya başladı. Demekki kan hala onu tutuyordu. Yüzünü ve kana bulanan ellerini yıkadı. Başını kaldırdığında aynada yine kendini gördü. Ezan okunmaya devam ediyordu.Hiç bitmeyecek bir ezandı sanki. Sahiden ezan okunuyor muydu? Yoksa? İnanamadı ve odasına koşarak döndü. Duvardaki saate baktı. Zaman geriye doğru akıyordu.”Bu kadar şaka yeter!” diye bağırdı. Daha fazla bu yaşadıklarını kaldıramayacağını düşünüyordu ki bir ses kimseye kaldıramayacağı yükün yüklenmeyeceğini mırıldanıyordu. Uzaktan bir ses daha gelmeye başladı. Sayılar sayılıyor… Geriye doğru sayılar sayılıyor... Sayı sayan ses gittikçe yükseliyordu. …4-3-2-1. Bir el şaklatması! “Hoş geldin” diyen dokturu ona ilgiyle bakıyordu. O kendini yorgun ve kötü hissetmesine rağmen doktorunun tebessümüne yalancı gülümsemesiyle karşılık verdi. Yine kendi olamamıştı. Hiç bir şey söylemedi. Odadan çıkıp gitti. Kendini sokaklarda arayacaktı. Kim bilir...

Yorumlar

Aybike dedi ki…
Radyonun frekansıyla uğraşmadan web sayfasından online dinle butonuna tıkladı. Heyecanlıydı. Birazdan radyodaki ses metni okuyacaktı... :)
ismail dedi ki…
Bir an kendimi Peyami Safa'nın değerli bir eseri olan Matmazel Noraliya'nın Koltuğu kitabında buldum kendimi. Çok güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık.
noksan dedi ki…
Teşekkür ederim İsmail. Maalesef o kitabı hala okumuş değilim ama şimdi iyice merak ettim. En yakın zamanda okumalıyım...
ismail dedi ki…
Okuduktan sonra tekrar paslaşalım :) Bu arada P. Safa'nın Yalnızız kitabını okumadıysan oda çok güzel bir eserdir. Dilersen incele derim Engin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bela Tarr'ın Torino Atı ve Benim Ona Giden Hikayem

Cennet Batıda / Eden à l'Ouest / Eden is West

AYFER TUNÇ SUZAN DEFTER